Çapalamak davranışına ilginç bir diğer örnek daha… Danışanımın şikayeti şöyleydi: ”Ağladığımda ya da üzüldüğümde sütlü tatlı yemek istiyorum. Özellikle kazandibi.”

Bunu fark ettiğini, altında mutlaka bir neden olduğunu, artık bu çocukça davranıştan kurtulmak istedğini dile getirdi. Seansa başladık, aura alanına niçin ağladığında ve üzüldüğünde sütlü tatlı ya da kazandibi yemek istediğini sordum. Bir yandan da enerji gönderiyordum. Az sonra gözümün önünde, sobalı olduğunu düşündüğüm çok sıcak bir oda belirdi. Öylesine gerçekti ki sobanın yaydığı sıcaklık yüzüme vuruyordu. Yüksek bir yatak gördüm. Yatağın üzerinde bir çocuk hıçkırıklarla sarsılıyordu. Belli ki ağlaması epeydir devam ediyordu. Gözyaşları fışkırıyor, kollarını ve bacaklarını çırparak ağlıyordu. Birden kapı açıldı. Genç bir kadın telaşla odaya girdi. Elinde mama tabağı vardı. Aceleyle bebeğine mama yedirmeye başladı. İlginç olan, ağzımda hissettiğim tattı. Mamanın dibi tutmuş gibiydi, hafiften yanık tadı geliyordu. Anlamıştım: Annenin, ağlayan bebeğini susturmak için pişirdiği ve dibini tutturduğu mamanın, şimdiki zamandaki tat karşılığı ‘kazandibi’ydi. Danışanım yorumuma katıldı, ”Üzüldüğüm ya da ağladığımda ne yapıp ediyor, gidip alarak yiyor, sonra rahatladığımı hissediyorum” dedi. Onda çapa yaratan şey, kazandibiydi. İlgisiz ve yalnız kaldığını hissettiğinde kazandibi ona anne şefkati ve desteğini sunuyordu sanki.

Bu sahneyi, onun izni ile, aura alanından göndererek sildik. Seans bitti. Bir süre deneyimlemesini, üzülüp ağladığındaki davranışının farkında olmasını istedim.

Yaklaşık bir yıl sonraydı. Konuyu çoktaan unutmuştum. Görüştüğümüzde o halinden eser kalmadığını anlattı. Artık üzüldüğünde ve ağladığında sütlü tatlı yemiyordu. Ama bu kez de ters bir çapa oluşturmaktan kaçındım, ”Lütfen git ve sütlü tatlı ye” diye önerdim. Bir çapayı silerken farklı bir çapa oluşturmak istemeyiz.

Bu metin, Meral Bakır‘ın Işığını Keşfet isimli kitabından alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir