Geçmiş İlişkilerinizdeki Benzerlikler


“Geçmiş ilişkilerimi gözden geçirdim. Benimle birlikte olan erkekler bir seçim yapmak zorunda kalıyorlar ve hep diğer kadını seçiyorlar. Neden seçilen kadın ben olamıyorum? Farklı ve iyi olacak diye başladığım ilişkilerin sonu hep hüsran mı olacak?” diyordu danışanım.


Aura alanına sorularımı göndermeye başlayınca gözlerimin önünde küçük bir evin bahçesi belirdi. Minik bir kız merdivende oturuyor, karşısında tahminimce annesi var, eşini bekliyor. Baba sürekli ev dışında ve anne hep onun yolunu gözlüyor. Muhtemeldir ki başka kadınlarla ilişkisi var. Anne hiç mutlu değil.


Araya girip danışana sordum: “Erkekler dışarıdadır, onlar her şeyi yapar” gibi bir düşüncen var mı?” “Evet” diyor danışan, “Hep erkeklerin daha özgür olduğunu düşünürüm.” Küçük kız annesi gibi olmamaya orada karar vermişti işte. Erkeklere karşı sessiz kalmayacak ve hükmeden taraf olacaktı. Zaten ilişkilerinde hükmeden tarafın kendisi olup olmadığını sorduğumda danışan da doğruladı.


Bunun altında yatan, kaybetme duygusudur. Soyunu devam ettirmeyeceği fikri, kadında kaybetme korkusu yaratır. Bu kayıp acısını yaşamamak için kadın iki çeşit davranış geliştiriyor.


1- Erkeğe bağımlı olma davranışı geliştirir. Nasıl bir şeydir bu ‘erkeğe bağımlı olmak’? Onun her isteğini yapmak, gereken yerde bile hayır dememek. Kendi istediklerini sürekli ertelemek, bunları dile getiremediği için sitem etmek ve küsmek. Bolca taviz vermek. Sürekli erkeği kontrol etmek, kıskançlık yapmak… Yeter ki erkek onu bırakıp gitmesin.


2- Hükmeden taraf olarak, güçlü görünme davranışı geliştirir. Egosu yüksektir, acı çekmemek için kendini soğuk bir kozanın içine hapsetmiştir. Duygularının farkında bile değildir.


Belirtmeme gerek var mı bilmiyorum, iki davranış tarzı da ilişkilerde sağlıklı değil. Ne hükmeden taraf olacaksınız, ne karşıdaki kişiye bağımlılık geliştireceksiniz. Onun duygularını anlamaya çalışarak, taviz vermeden, saldırmadan, kırmadan, kırılmadan, suçlayacak veya suçlanacak durum oluşturmadan, özgürlük içinde değerli olduğunuzu hissedin, hissettirin. Unutmamak gerekir ki, evrenin bir yasası var: Ne verirsen onu alırsın. Sevgi verdiğimizde sevgi.

Bu metin, Meral Bakır’ın Işığını Keşfet isimli kitabından alıntılanmıştır.

ALIN ÇAKRA (AJNA ÇAKRA)

Ajna Alın Çakra Nedir?

Üçüncü göz olarak da bilinen bu çakra hafıza merkezidir. Alın çakra bu hayatta ve önceki hayatlarımızda yaşadığımız kayıtların tümünün saklandığı merkezdir. Öğrenme alın çakra merkezi aracılığı ile gerçekleşir.

Rengi indigodur.

Bu çakra bloke olduğunda, kişiler sezgi gücünü kullanmaz. Disiplin ve başarıdan korkar. Pek çok durumda karışıklığın içinden çıkamaz ve bocalar. İşitme, burun ve sinüs ile ilgili sorunlar, göz, baş ağrıları, tümör, beyin kanaması, migren gibi fiziksel rahatsızlıklar ve konsantrasyon eksikliği, zihin yorgunluğu, karışıklığı, öğrenmede zorluk ve öğrenme bozuklukları, unutkanlık, adet düzensizlikleri görülebilir. 

Alın çakra arındırma ve çalıştırmak için “Aum” sesi ile çalışmak, spiritüel çalışmalar, meditasyon dua ve inzivalar yapmak etkili olabilir. İndigo renk giysiler giymek ve yumurta, ıspanak, kuruyemişler, süt ürünleri, yulaf, balık gibi hafızayı güçlendiren besinler yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

Güncel Sanatta Kristaller

Güncel sanatta kristaller ve doğal enerjinin önemi yadsınamaz. Günümüzde başkalaşım sürecini sunan güncel sanat, sıradan olan, varsayılan veya sıradanlaşan her şeyin anlamını bükebilme potansiyeline sahiptir. Anlam, sanat kapsamında yapısı belirgin olmayan bir öz olarak algılanabilir. Bu özler, hızla geçen modern zamanın gündelik yaşamında onlara atfedilene kıyasla çoğul veya ana özgü anlamlar içerebilme potansiyeline sahip olduğundan sanat için sonsuz bir kaynak oluşturur. 

Taş, her zaman düşünce dünyasının bir sorusu olmuştur. Elbette bu sebeple güncel sanatın da radarı içindedir. Taş, birçok şey olabilir. Bu yazı doğal taşlar dediğimiz bir gruba odaklanmaktadır. Aslında taş, doğaldır. Doğal sıfatı, onu işlenmemiş (işler-on work) haline rağmen sanki bir ‘yapma-etme’ (work) halinden çıkmış gibi güzel bulduğumuz için eklenmiş olabilir. Çünkü güzellik, belli bir idealliği de içerir ve insanlar nedense bu idealliği bir ‘yapıt’ olarak algılayabilirler. Çünkü ideal olan ve güzel olan çoğu zaman uzağımızdadır, dolayısıyla bir şekil ve forma sahipse, aradaki mesafeler onu görünür kılar. Yapılmayan şeyler, yani işler-olmayan-eserler karşısında bir şaşkınlık oluşur. ‘Doğal taş’, insanlık olarak kısmen (veya resmen) kaybettiğimiz tarafımız olan şamanik ruhumuzla iletişim için bir geçiş nesnesi anlamını da taşır. 

Abramovic ve Dev Kuvars

Geçtiğimiz kış ilk defa Türkiye’ye de gelen ve Sakıp Sabancı Müzesi’nde retrospektif sergisi gerçekleşen Marina Abramovic, bildiğimiz doğal taşların içindeki bir grup olan kuvarsların bu güzelliğini bir röportajında şöyle ifade ediyor, ‘Bu taşlar da bitkiler veya diğer cisimler gibi atom demetleridir, atomları mükemmel bir uyum içinde kabul edilen dalgalar halinde titreşirler. Doğal taşlar, zamanın etkisiyle katı hale dönüşen bir takım sıvılardan oluşurlar, kayalaşmaya başladıklarında temas halinde oldukları cevherin atomik yapısını kopyalarlar.’ Abramovic, doğal taşları ‘bilgisayarlar’ olarak da adlandırır. Çünkü onlar uzun zamandır yer altının paha biçilemez orandaki bilgisini taşırlar. ‘Kristal Sinema’ isimli serisinde kilolarca ağırlıktaki saf kristalleri izlersiniz. Onlar ‘her şey’i izlemek gibidir. İzlemek yerine başınızı yaslayıp o enerjiyi içinize çekebilirsiniz. ‘Kalkış Ayakkabıları’nda, içinde ayak için bir boşluk sağlanmış kocaman ametistleri giyersiniz. Elbette görünürde artık adım atmak imkansızdır, o taşları kaldıramazsınız. Ancak titreşimleriyle bir yolculuğa çıkabilirsiniz. ‘İletişimci’ heykellerinde aklın bir aracısı olarak ‘baş’lardan çıkan kuvarslar dikkat çekmektedir. Tanıma ve ifadeleri yansıtan ‘yüzün’ tefekkürlü hali bu başlarda kalmamıştır; taşlar görmenin ve gözlerin yerine geçmiştir. Bunlar aynı zamanda ‘geçici nesnelerdir’, geçmek ise başka bir faza geçmektir, yitmek değil. 

Marina Abramoviç Enstalasyonu

Marina Abramovic, The Communicator (İletişimci)

Bahsedebileceğimiz başka bir sanatçı olarak Olafur Eliasson, işlerinde mekansallık ve kutsalı işlemesiyle ön plana çıkan eserlere imza atmıştır. Terrakota ve dolayısıyla taşlardan da ilham aldığı görülebilir, aynı zamanda ışık ve mekan ilişkisine de değinir. Doğal taşlar da kendi parlaklıklarını ve renklerini içerirler, ışığı bükebilen dokulara sahiptirler. Kristalize yapıların yansıttığı renkler Eliasson’ın işlerinde izlenebilir. 

Olafur Eliasson, Kristal Nebula

Olafur Eliasson, Your Aurora Borealis
Olafur Eliasson, Riverbed Enstalasyonu

Son olarak İstanbul, Pera Müzesi’nin düzenlemiş olduğu ve 6 Mart’a kadar sürecek ‘Kristalin Berraklığı’ isimli sergi, kristali bir metafor olarak kullanan işlerden bir seçki sunuyor.

‘…Sergi, sembolik kullanımların ötesine geçiyor. Sanatsal, küratöryel ve kurumsal çalışmaların üretim, sergileme ve geri dönüşüm süreçlerindeki çok çeşitli ilişkilerle sınırlı bir ekosistem yaratmayı hedefliyor.’ Serginin bu açıklama kısmının devamında ise şu eleştiriye işaret ediyor; ‘Her şey—ve herkes—şeffaf, örtüsüz ve ifşa edilmiş durumdadır. Ne var ki şeffaflığın karanlık bir tarafı da vardır ve biz farkına bile varmadan matlığa dönüşebilir.’

Kristal Berraklığı Sergisinden…

Çakralarınızı Temizleyecek Başmelek Mikail Çalışması

Başmelek Mikail kurtuluş ve rahmet meleğidir. Başmelek Mikail Çalışması, yüksek sevgi enerjisi sayesinde hayatınızdaki tüm olumsuzlardan kurtulmanızı sağlar. 

Hepimiz dünyaya belli bir amaç için geliriz. Aslında yaşamımız boyunca da nihai hedefimiz, bu amacın ne olduğunu bulmak ve onu uygulamak olur. Ancak dünyevi koşuşturmalar sebebiyle bu amaçtan giderek uzaklaşmaya başlarız. Doğduğumuz günden itibaren ailemiz ve toplum tarafından bize birtakım sorumluluklar yüklenir. Zorunlu eğitimler, kariyer planları, ekonomik bağlılıklar ve hastalıklar zamanımızın ve enerjimizin çoğunu ele geçirmeye başlar. Başmelek Mikael Çalışması ise sevgi enerjisi ile benliğimizi yeniden keşfetmemize yardımcı olur. Sevgiyle dolup özgür hissetmeye başlayan bir ruh, gerçek amacına da daha kolay odaklanır. 

Başmelek Mikail Kimdir? 

Tanrının kendinden yarattığı ilk varlık olan Başmelek Mikail, dört büyük melekten biridir. Evren ve diğer tüm varlıklar yaratılırken Tanrının yanında olmuş ve bu enerjiden yararlanmıştır. Olumsuz enerjiyi arındırmakla görevlendirilmiş olan bu melek evrendeki düzenden de sorumludur. Aynı zamanda Cennet’in genel yöneticisi konumundadır. Tüm semavi dinlerde tanınır ve kutsal ruh olarak kabul edilir. 

Görsel tasvirlerde elindeki kılıcı daima fark edersiniz. Bu kılıç, Mikail’in mavi, altın sarısı ve mor renkteki enerjisine göre renge bürünür. Mikail’in bu yüce enerjisi, Tanrının saf sevgisinden gelmektedir. Kılıcı sayesinde olumsuz tüm enerjileri temizler ve nötrler. Kişilerdeki, gruplardaki ve ortamlardaki olumsuzluğu temizlediği için enerji uyumlaması konusunda oldukça yardımcıdır. 

Hayatınızı Değiştirecek Başmelek Mikail Çalışması 

Sevgiden ve hayat amacımızdan uzaklaştıkça çevremizdeki olumsuzlukların daha fazla yoğunlaştığını görebiliriz. Bunun anında farkına varmasak da zaman geçtikçe negatif bir kordonun sanki boğazımızı sıkmaya başladığını hissederiz. Yaratıcının sonsuz sevgisinden güç alan Başmelek Mikail, elindeki kılıçla hayatınızdaki olumsuzlukları yarıp sevginin tekrardan içinize akmasını sağlar. Uyumlama çalışması ile artırılan bu güçlü frekans sevgi ve ışığın tüm hayatınıza işlemesine yardımcı olur. 

Niyet etmenin gücüne ve önemine inanarak bu çalışmaları yaptığınızda çakra temizliğinizi de sağladığınızı görebilirsiniz. Mikail’in büyük bir armağan olan enerjisi, arınmaya ve sevgiyle dolmaya niyet eden herkesi kuşatır. Bu enerjiyi yakalayanlar hayatlarındaki köklü değişimlerin ve büyük mucizelerin kısa sürede farkına varır. Enerji yükseldikçe kişisel bilinç ve farkındalık da artmaya başlar. 

Çakraları temizlemek gibi çok sayıda faydası bulunan Başmelek Mikail çalışması, niyetlerinizi gerçekleştirmek için önemli bir ödüldür. Arınmaya niyet eden, duanın ve yaratıcının varlığına inanan herkes bu enerjiden fayda sağlayacaktır. Uyumlama çalışmalarının etkisini görebilmeniz için samimi olmanız ve kalp çakranızı kullanarak sevgiyle dua etmeniz yeterlidir. Tanrı, samimiyetle kendisinden yardım isteyen herkese elini uzatır. 

Ömür Boyu Uygulayabileceğiniz Uyumlama 

Çalışmalar sırasında öğrendiklerinizin etkisi bir defaya mahsus değildir. Kendi hayatınızdaki negatif kalkanı kırıp sevginin kaynağına indikten sonra bu büyük enerjinin etkisini ömür boyu görmeye devam edersiniz. Çalışma sırasında öğreneceğiniz yöntemi hayatınızın geri kalanında, istediğiniz ortamda kullanabilirsiniz. 

Bulunduğunuz mekanlarda koruyucu bir kalkan oluşturan Mikail’in enerjisi, çevrenizle, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla ve partnerinizle ilişkilerinizi nötralize eder. Çalışma sırasında ortaya çıkan enerji ortamdaki ve ilişkilerinizdeki tüm negatif duyguları temizler. Yaşam amacınızı unutmuşsanız, hatırlamanız konusunda bize destek olur. Auranızda ve çevrenizde güvenli bir alan oluştuğunu günden güne fark etmenizi sağlar. 

Kendinizi değersiz, güvensiz, güçsüz, yetersiz, başarısız, yalnız hissettiğiniz her an öğrendiğiniz bu çalışmayı kendi kendinize tekrarlayabilirsiniz. Zorlandığınızı ve korktuğunuzu hissettiğiniz her alanda bu baş melek size enerjisiyle yardımcı olacaktır. Uyumlama çalışmasının oluşturduğu sevgi kalkanı sevgi içermeyen her şeyi sizin alanınızdan uzaklaştırır. Başmelek Mikail çalışması sırasında, hangi çakralar üzerinde nasıl çalışacağınızı ve hangi meditasyonları nasıl yapacağınızı da öğrenirsiniz. Böylece tüm öğrendiklerinizi istediğiniz zaman kendi kendinize de yaparak hayatınızda uygulayabilirsiniz.

İletişim için bize yazabilir veya randevu için tıklayabilirsiniz.

AURA Nedir?

Aura nedir, katmanları nelerdir? Vücudun etrafını saran elektromanyetik enerji alanına “aura” adı verilmektedir. Latince anlamı “parıldayan ışık”tır. Aura kelimesi kadim öğretilerde “enerji beden”, “ışık beden”, “kılıf”, “koşa” veya “hare” olarak da adlandırılmıştır.

Bedeni saran bu enerji alanı, renkli ışınımlar, ışık, ısı, ses, geometrik şekiller, titreyen ışık noktaları, spiraller, çizgisel titreşimler, kıvılcımlar ve bulutlar şeklinde olabilir. Bu parçacıklar bulutsu bir yapıda hareket eder ve bir araya gelerek birbirleriyle sürekli etkileşimde bulunurlar.

Sonuç olarak aura; tüm duyguların, düşüncelerin, anıların ve davranış kalıplarının yer aldığı alandır.

Auranın Katmanları

Aura; çeşitli katmanlara ayrılmıştır. Bunlar; bazen enerji bedenleri birbirine nüfuz eden, birbirini çevreleyen ardışık katmanlardır.Aslında aura, bir alandan çok daha fazlasıdır. Her katman bir bedendir. Tıpkı fiziksel bedenimiz gibi, canlı ve işlevsel… Auranın katmanları kendi aralarında iletişim halindedir. Aynı alan içinde birbirlerini içerecek biçimde var olurlar. Bu bedenlerin kendi titreşimleri vardır. Her katman bir alttakinden daha yüksek titreşimlerden oluşmaktadır. Bedene en yakın olanı en düşüktür, bedenden uzaklaştıkça katmanların titreşim frekansı yükselir.

Bu metin, Meral Bakır’ın Işığını Keşfet isimli kitabından alınmıştır, devamını okumak için tıklayarak kitabı edinebilirsiniz. Ayrıca detaylı aura analizi için de iletişime geçebilirsiniz.

VAKA 1: RUHUN KAYBEDİLMESİ

Fiziksel veya duygusal travmalar sonucunda ruh parçasının bedenden ayrıldığına inanılır. Bu da yaşam neşesini yitirmeye, ruhsal gelişimin durmasına neden olur. Kadın danışanımı hatırlıyorum, “Sanki canlı cenazeyim, yaşıyor muyum yaşamıyor muyum farkında değilim. Çok çabuk hastalanıyorum. Parasal anlamda da büyük sıkıntı yaşıyorum. Yaşam durmuş gibi” diye yakınıyordu. Antidepresan kullanan danışanın aura alanına baktığımda gerçekten zamanın durmuş gibi olduğunu, hiçbir şey yapmak istemediğini gördüm. 

Ruh kaybı olduğunu hissettim. Enerji çalışmalarına başladık. Ruhunu kaybeden kişi; kronik stres yaşar, bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle çok sık hastalanmaya meyillidir. İçsel boşluğunu alışveriş, yemek, alkol, sigara gibi bağımlılık yapan şeylerle doldurmaya çalışır. Paraya ve mala çok fazla değer vermeye başlar. Koma durumu veya bitkisel hayatta kalmak da ruh kaybına yol açabilir. Kaybolan ruh, koptuğu parçası ile birleştikten sonra gerçek yaşama dönebilir, kişi dengeli bir hayat sergileyerek mutluluğu ve huzuru bulur. 

Işığını Keşfet KİTABINI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Pratik Pandül ve Sarkaç Kullanımı Eğitimi

Kütle çekim kuvvetiyle dengeyi muhafaza eden pandül sabit bir noktada tutulduğunda bir takım enerjilere göre salınım gerçekleştiren radyestezik bir araçtır.

Konuyla ilgili eğitimlerimiz ikiye ayrılmaktadır. Birincisinde seminer şeklinde olup, ikincisinde indirebileceğiniz bir video eğitimini içermektedir.

Sürekli Tekrarlanan Sorunlar mı Var?

Sürekli tekrarlanan durumlara bir anlam veremiyorsanız, bir türlü adım atamıyorsanız sürekli tekrarlanan sorunlar için ne yapılabilir?

Eğer yaşam amacımızı unuttuysak, yaşam kendi gelişimimizi tamamlamamız için, unuttuğumuz ve aşmamız gereken konularımızı ve sorunlarımızı bize gösterecek insanları ve olayları karşımıza tekrar tekrar çıkarır.

Çözümler: 

Öncelikle yapmak isteyip de yapamadığımız şeylere dikkat etmeliyiz. (Nedenler bulmadan, yazılı olarak çıkarmak daha uygundur.)

Farkındalığımızı yüksek tutmalıyız. Sorunların içerisinde çözümleri olabilir. (Farkındalık)

Dava, mahkeme, devlet ile ilgili sorunlar veya sürekli engeller ile karşılaşıyorsak doğru yolda yürümediğimizi düşünmeli ve yolu değiştirmeliyiz. (Değişim)

Tekrarlanan konular, sorunlar, hastalıklar belli blokajlardan kaynaklanıyor olabilir. Temizlenmesi gerekir. (Arınma)

Bazı durumlar karma ile ilgili olabilir. Geçmiş yaşam bağları kesilmeli ve temizlenmelidir. (Karma)

Affetmek en güçlü çözülmedir. (Affet)

Hayatımızın sorunlu olduğu dönemde bize engel olan kişilere bize ihtiyaçlarımızı gösterdikleri için, onlara yardım ederek kendi ruhsal gelişimimizi hızlandırabiliriz. (Hizmet et)

Niyet ve istek pek çok şeyi halledebilir. (Tezahür)

Tabi bunları yaparken her zaman odaklı ol ve vazgeçme, devam et. (Enerjini yükselt)

Eğer hala bulamadıysanız özel bir ruhsal okuma/aura okuma seansı yapıldığında sorunlar ve cevapları bulabiliriz, iletişim adresimiz ve diğer eğitimlerimiz

Kök Çakra (Muladhara Çakra)

Bu dünyada fiziksel olarak var olma, kök çakranın temel ilkesidir ve kabullenme duygusu ile bağlantılıdır. Kundalini enerjisi bu merkezde bulunur. Yaşamsal isteklerinin de temelini oluşturur.

Elementi toprak ve rengi kırmızıdır.

Bedende bacaklar, kalçalar, iskelet sistemi kemikler, omurga, tırnaklar dişler gibi tüm sert yapıyı kontrol eder. Ayrıca kemik iliğini de kontrol ettiği için bağışıklık sistemini de etkiler.

Bu çakra bloke olduğunda, sürekli maddi endişeler içerisinde, kolay sinirlenir, bencil ve kronik ağrılara sahiptir. Fiziksel olarak dolaşım sorunları, kansızlık, kabızlık, bel, kalça, diz ve bacak sorunları ve jinekolojik sorunları oluşabilir. Obezite/anoereksiya, biriktirme, endişe kaygı, öfke, panik atak, cinsel çekingenlik gibi psikolojik sorunlar oluşabilir. Ayrıca ölüm, terk edilme, küçük düşürülme, incitilme, değersizlik, kaybetme korkusu, yetersizlik, başarısızlık, gibi temel korkular içerisinde yaşar.

Kök çakra arındırma ve çalıştırmak için “Lam” sesi ile çalışmak, Kırmızı renk giysiler giymek, ayakları yere basarak yapılan tüm aktiviteler, toprak ile bağlantı ve toprağın altında kalan besinleri (turp, soğan, patates, havuç, şalgam, kereviz vb.) yemek yardımcı olabilir.  Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz. 

Meral Bakır’ın Kök Çakra önerilerini izleyebilirsiniz:

Çakra Nedir, Çeşitleri Nelerdir?

KÖK ÇAKRA (MULADHARA ÇAKRA)

Bu dünyada fiziksel olarak var olma, kök çakranın temel ilkesidir ve kabullenme duygusu ile bağlantılıdır. Kundalini enerjisi bu merkezde bulunur. Yaşamsal isteklerinin de temelini oluşturur.

Elementi toprak ve rengi kırmızıdır.

Bedende bacaklar, kalçalar, iskelet sistemi kemikler, omurga, tırnaklar dişler gibi tüm sert yapıyı kontrol eder. Ayrıca kemik iliğini de kontrol ettiği için bağışıklık sistemini de etkiler.

Bu çakra bloke olduğunda, sürekli maddi endişeler içerisinde, kolay sinirlenir, bencil ve kronik ağrılara sahiptir. Fiziksel olarak dolaşım sorunları, kansızlık, kabızlık, bel, kalça, diz ve bacak sorunları ve jinekolojik sorunları oluşabilir. Obezite/anoereksiya, biriktirme, endişe kaygı, öfke,  panik atak, cinsel çekingenlik gibi psikolojik sorunlar oluşabilir. Ayrıca ölüm, terk edilme, küçük düşürülme, incitilme, değersizlik, kaybetme korkusu, yetersizlik, başarısızlık, gibi temel korkular içerisinde yaşar.

Kök çakra arındırma ve çalıştırmak için “Lam” sesi ile çalışmak, Kırmızı renk giysiler giymek, ayakları yere basarak yapılan tüm aktiviteler, toprak ile bağlantı ve toprağın altında kalan besinleri (turp, soğan, patates, havuç, şalgam, kereviz vb.) yemek yardımcı olabilir.  Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz. 

PELVİS ÇAKRA (SVADİSTHANA ÇAKRA)

Yaratıcı üreme, pelvis çakranın temel ilkesidir ve yaratıcılık duygusu ile bağlantılıdır. Bu merkez hayat vermek ve hayatı korumak ile bağlantılıdır. Bir aile düzeni oluşturmak, aile bağları ve ilişkileri ve aile sorumluluğunu kapsar.

Elementi su, rengi turuncudur. 

Beden bölgeleri üreme sistemi, idrar sistemleri, cinsel organlar, alt sırt, yumurtalıklar, leğen kemiği, erbezleri, böbrekler, mesanedir.

Bu çakra bloke olduğunda, yaratıcılığını gösteremez, para sorunları ile yaşar,  kas krampları, sperm üretiminde bozukluklar, kısırlık, prostat,  rahim ve yumurtalıklar ile ilgili rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, Diyabet (şeker hastalığı) gibi fiziksel sorunlar yaşayabilir. 

Pelvis çakrayı arındırmak ve çalıştırmak için “Vam” sesi ile çalışmak, turuncu renk giysiler giymek, suda yapılan tüm aktiviteler, bol su içmek, turuncu besinler (kayısı, balkabağı, havuç, mandalina, şeftali portakal,  vb.) ile beslenmek yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

KARIN ÇAKRA, SOLAR PLEKSUS (MANİPURA ÇAKRA)

Karın çakra bedende yerçekiminin merkezidir. Karın çakra güneşimizi yani güç merkezimizi temsil eder. Sindirim işlemini kontrol eden enerji merkezidir.  En önemli görevi kök ve pelvis çakra merkezlerinin isteklerini ve arzularını özümsemek ve arındırmaktır. Özümseme ve arınma tamamlandıktan sonra üst düzeylere ulaşılacak spiritüel enerjiye sahip olunabilir.

Düşüncelerin beden üzerinde etkisi ile ilgili merkezdir. Bu çakra yönetme yetenekleri ile ilişkilidir.  Mükemmeliyetçilik bu çakra merkezinin en büyük sorunlarından birisidir.

Bu çakra bloke olduğunda, ülser, gastrit, reflü, hazımsızlık gibi mide ile ilgili hastalıklar, Dalak, pankreas ve safra kesesi gibi fiziksel sorunları yaşayabilir. 

Karın çakra arındırma ve çalıştırmak için “Ram” sesi ile çalışmak, sarı renk giysiler giymek, güneş ışığı ve açık havada yapılan tüm aktiviteler, neşeli filmler seyretmek ve sarı besinler (ananas, limon, kavun, üzüm, sarı elma vb.) ile beslenmek yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

KALP ÇAKRA (ANAHATA ÇAKRA)

Kalp çakra denge alma verme ve paylaşma merkezidir. Kalp çakra aynı zamanda koşulsuz sevginin merkezidir. Beynimizin sanatsal eylemler ile ilgili bölgesi ile bağlantılıdır.

Hava elementi ile bağlantılı ve yeşil renktedir.

Bu merkezden enerji çok güçlü akar. Açık olan kalp çakrası başkaları üzerinde de kendiliğinden iyileştirme ve dönüştürme gücü yaratır. 

Bu çakra bloke olduğunda, sevgiyi koşullu alır ve verir. Karşılıksız sevgi vermek anlamında sorunu vardır. Sevgiye bağımlıdır. Herkes onun önünde birer engelmiş gibi görünür. Kalp, meme sorunları, tüberküloz, zatürree, bronşit nefes darlığı, öksürük, astım, akciğer tümörleri gibi akciğer rahatsızlıkları, yorgunluk, uykusuzluk, huysuzluk, paranoya gibi rahatsızlıklar görülebilir. 

Kalp çakra arındırma ve çalıştırmak için “Yam” sesi ile çalışmak, Yeşil renk giysiler giymek, doğada ve açık havada yapılan tüm aktiviteler, neşeli filmler seyretmek ve yeşil besinler (tüm yeşil yapraklı sebzeler, avakado, yeşil elma vb.) ile beslenmek yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

BOĞAZ ÇAKRA (VİŞUDDHA ÇAKRA)

İletişimin merkezidir. Duygu ve düşüncelerimizi boğaz çakra aracılığı ile ifade ederiz. İfade etmek insanın her alanda kendisini ortaya koyabilmesidir. Boğaz çakrayı sağlıklı tutmak için doğruyu söylemek çok önemlidir. Duygu ve düşüncelerimizi cesaret ve tüm açıklığı ile boğaz çakra aracılığı ile dış dünyaya ifade ederiz.  Bu çakra aracılığı ile kişi korkularını ve zayıf taraflarını ifade edebilme yeteneğine sahip olarak gerektiğinde hayır diyebilmektedir. Ayrıca korkmadan başkalarına fikirler verebilir.

Rengi mavi ve eter elementi ile ilgilidir.

Bu çakra bloke olduğunda, boyun ve boğaz bölgesinde ağrılar, sıkışmalar ve tiroit gibi rahatsızlıklar olabilir. Başkalarını incitmemek için konuşmamayı tercih eder. Konuşurken boğazı düğümlenir, veya konuşmadan önce bazı sesler çıkarır. Kendisi ile katı bir tutum geliştirir. Önemsiz şeylerden konuşur. Boyun omurlarında kaymalar, sıkışmalar, fıtık gibi ense-boyun ile ilgili rahatsızlıklar, Alerji, astım, bronşit, ses telleri, larenjit,  farenjit, tiroit, paratiroit, baş dönmesi gibi fiziksel rahatsızlıklar görülebilir. 

Boğaz çakra arındırma ve çalıştırmak için “Ham” sesi ile çalışmak, mavi renk giysiler giymek, doğada ve açık havada yapılan tüm aktiviteler, mavi ve mor besinler (yaban mersini, mor lahana, böğürtlen erik, patlıcan vb.) ile beslenmek yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

ALIN ÇAKRA (AJNA ÇAKRA)

Üçüncü göz olarak da bilinen bu çakra hafıza merkezidir. Alın çakra bu hayatta ve önceki hayatlarımızda yaşadığımız kayıtların tümünün saklandığı merkezdir. Öğrenme alın çakra merkezi aracılığı ile gerçekleşir.

Rengi indigodur.

Bu çakra bloke olduğunda, kişiler sezgi gücünü kullanmaz. Disiplin ve başarıdan korkar. Pek çok durumda karışıklığın içinden çıkamaz ve bocalar. İşitme, burun ve sinüs ile ilgili sorunlar, göz, baş ağrıları, tümör, beyin kanaması, migren gibi fiziksel rahatsızlıklar ve konsantrasyon eksikliği, zihin yorgunluğu, karışıklığı, öğrenmede zorluk ve öğrenme bozuklukları, unutkanlık, adet düzensizlikleri görülebilir. 

Alın çakra arındırma ve çalıştırmak için “Aum” sesi ile çalışmak, spiritüel çalışmalar, meditasyon dua ve inzivalar yapmak etkili olabilir. İndigo renk giysiler giymek ve yumurta, ıspanak, kuruyemişler, süt ürünleri, yulaf, balık gibi hafızayı güçlendiren besinler yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

TAÇ ÇAKRA (SAHASRARA ÇAKRA)

Taç Çakra başın üst kısmında yer alır ve farkındalık, maneviyat, bilgelik ve bilinç ile ilişkilidir. Bir olma ve bütünlük hali bu merkez aracılığı ile deneyimlenir. Kozmik bilinç ile bağlantı yeridir.  En önemlisi mutluluk ve mutlu olma hali bu merkez aracılığı ile algılanır. Kişinin ihtiyacı olan bilgiler kolaylıkla ona ulaşmaya başlar.

Taç çakranın rengi menekşedir.

Bu çakra bloke olduğunda, kişiler kendilerini boşlukta hisseder ve amaçsızdırlar. Yalnızlık hali ve ölüm korkusu içerisinde yaşarlar. Sürekli engellenmişlik hissederler. Yıkıcı duygular taşırlar ve baş ağrısı, depresyon, stres, endişe ve kafa karışıklığı gibi sorunlar yaşarlar.

Taç çakra arındırma ve çalıştırmak için “sessizlik” zihinsel sessizlik ile başlamak yani meditasyon yapmak bu çakranın şifasıdır. Meditasyon ile kişi kendi sınırlarını kaldırır. Zihin temizlendikçe enerji akımları kuvvetlenir. Taç çakra için daha az beslenmek, haftada bir gün su, haftada bir meyve veya tam oruç tutmak çok yararlıdır. Haftada bir saat ile başlayarak sessizlik içinde oturmak ve bu süreyi yirmi dört saate kadar çıkarmak bilinç düzeylerini yükseltmeye yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

Çakra blokajıyla ilgili blog yazımız için tıklayınız.

*Bu içerikte kullanılan sembol görselleri linkteki kaynaktan sağlanmıştır.