Blog

Çakra Tıkanma Nedenleri

Çakra tıkanma nedenleri çeşitli etkenlere bağlı olabilir.

  • Korku,
  • Zihinsel çatışmalar,
  • Kızgınlık, endişe, pişmanlık, suçluluk,
  • Stres, üzüntü, keder,
  • Kendimize söylediğiniz yalanlar,
  • Ergenlik çağında bastırılmış cinsel duygular,
  • Çocuklukta başlayan şefkat ve bedensel temas eksikliği,
  • Zamanından önce tuvalet eğitimi için zorlanmak,
  • Bebeğin annesinden süt emmemesi veya ihtiyacından az emmesi,
  • Psikolojik baskılar,
  • Affetmemeyi bilmemek,
  • Cinsel ilişkiden zevk alamamak,  ayıplamak, suçlamak,
  • Bağımlılıklar (madde, anne, baba, çocuk, sevgili, eş v.b.)

çakralarda enerji dengesizliği meydana getirerek tamamen veya kısmen kapanmasına neden olur. Detaylı bilgiler için Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabını inceleyebilirsiniz

Çakra Nedir?

ÇAKRA?

Sanskritçe bir kelime olan “çakra” çark anlamına gelir.

Çakra merkezlerinin asıl amacı sürekli girdaplar şeklinde dönen evrensel yaşam enerjisi pranayı özümsemek ve dağıtmaktır.

Evrensel yaşam enerjisi, bedenimize çakra merkezleri aracılığı ile girebilir. Her bir çakra merkezi farklı bir enerjinin bedene giriş kapısıdır. Bu nedenle çakralar tıkandığında bizim için gerekli olan enerji bedene giremez dolayısıyla fiziksel ve psikolojik dengesizlikler ve hastalıklar baş gösterir.

Sağlıklı bir sistemde çakralar birbirleri ile iletişim halinde çalışır, birbirlerini destekler, etkiler ve sürekli bilgi paylaşımda bulunur. Duygularımız ve zihinsel düşünceler ile oluşan enerjiyi, çakra merkezleri toplayarak diğer çakra merkezlerine, tüm bedene ve önemli organlara aktarırlar.

Ayrıca, çakralar vücudumuzdaki enerji kanallarının buluştuğu kesişme noktalarında yer alırlar. Vücudun fiziksel, duygusal ve ruhsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu enerjilerin dağılımı, çakralar tarafından bu enerji kanalları aracılığı ile gerçekleştirilir.

Şaman Geçmişimizden Kalan Ritüellerimiz

Şaman kelimesi, Pali dilinde ruhlardan esinlenen, Sanskritçede buda rahip, Tunguz dillerinde bilen kişi, Mançu dilinde ise oynayan zıplayan anlamındaki ‘samana’ kelimesinden gelir. Şamanik olarak kategorize edilen inançlar ve uygulamalar, antropologlar, arkeologlar, tarihçiler, din bilimleri akademisyenleri, filozoflar ve psikologlar dahil olmak üzere çok çeşitli disiplinlerden otoritelerin ilgisini çekmiştir. Doğa, ruh ve insan varlıkları odağındadır.  

Şamanların yaşayış biçimi maddi ve manevi dünyanın eşiğine bir koridor oluşturmayı sağlar. Şamanizmde her şeyin birbiriyle bağlantısı vardır, dünya bir bütündür. Bu bakış açısıyla geliştirdikleri holistik iyileşme yöntemleriyle şifa verirler, ruhsal dünyayı fiziksel dünyaya taşımanın yöntemlerini uygularlar. Ruhlar yardımsever veya kötü niyetli olabilir. Şaman, cevapları aramak için bedenini ruhsal dünyaya girmek için terk edebilir. Şaman, diğer çeşitli kehanet biçimlerini gerçekleştirebilir, haykırabilir, ve bazen gelecekteki olayları önceden haber verebilir. 

Günümüzde modern hayatlarda yaşayanlara şamanist inançlardan pek çok ritüel taşınmıştır. Bunlardan bazıları; 

  • Yeni aya bakıp dilek tutmak, 
  • Türbelere mum yakmak, 
  • Ağaçlara bez bağlamak,
  • Müziğin şifası, 
  • Sayıların şifası, 
  • Kansız kurban yani eylemsel adaklar,
  • Nazar boncuğu, 
  • Tahtaya vurma, 
  • Elden makas bıçak almama, 
  • Kurşun dökme adetleri

Şaman olmak, şamanların seçilmiş torunlarına aktardığı bir statüdür. Günümüzde ise Şaman Uygulayıcılığı Eğitimleri ile deneyimlenebilmektedir.

Kendine ve danışanlarına uygulamak ve kendi şifacı/şaman yönünü aktive etmek, dönüştürmek isteyenler bu eğitime katılabilirler. Doğada kendisini şifalandırmak ve doğa ile kopmuş olan bağlantısını canlandırmak isteyen herkese yöneliktir. Meral Bakır tarafından oluşturulan Şaman köklerimiz ile bağlantımızı sağlayan derinlikli bir şifa eğitimidir. Şifa verme gücünü aktive ettiğinde ise yaşamında sevgi, güven, neşe ve bolluk sürekli onunla olur.

Yağlar Çakralar Hakkında

Prana, Chi ve Nadi ismindeki yaşam enerjileri, binlerce enerji kanalından geçerek çakralar üzerinde yoğunlaşır. Yağlar çakralar üzerinde etki ederler. Nasıl mı? Tainio teknolojisiyle, şifalı bitkilerden elde edilen uçucu yağların bilinen en yüksek frekansa sahip maddeler olduğu görülmüştür; fiziksel, duygusal, doğal ve ruhsal olmak üzere dört farklı boyutta holistik olarak evrenle ilişkimizi kurarlar. Fiziksel dediğimiz ilişki neticesinde antifungal, antienflamatuar, antibakteriyel yararlar sağlarlar. Duygusal olarak, limbik sistemde işlenirler; hafızamızı uyandırırlar ve beynimizdeki serotonin ve endorfin gibi hormonların salgılanmasını desteklerler. Doğal boyutta ise güneş enerjisini bitkiler aracılığıyla hissetmemizi sağlarlar ve dolayısıyla dış dünyaya yönelik konsantrasyonumuzu arttırırlar. Kadim zamanlardan beri spiritüel seremonilerde tütsülerin kullanılma nedeni budur. Milyarlarca molekülden oluşan bedenimizin frekansı fiziksel ve duygusal stres gibi faktörler nedeniyle düşebilir. Çakraların titreşimlerini destekleyen doğal yağları kullanmak blokajların açılmasına yardımcı olur. Bu yağlardan masaj, buhurdan, banyo, direk koklama gibi yöntemler aracılığıyla yararlanabiliriz.

Düşük frekanslı yağlar fiziksel değişimi, orta frekanslı yağlar duygusal değişimi, yüksek frekanslı yağlar ruhani gelişim ve farkındalığı destekler.

Gül – 320 MHzMelisa – 102 MHz
Altın Otu – 181 MHzArdıç – 98 MHz
Günlük Buhur – 147 MHzTurunçgiller – 91 MHz
Lavanta – 118 MHzMelek otu – 85 MHz
Solucan otu – 105 MHzNane – 78 MHz
Sarı papatya – 105 MHzFesleğen -52 MHz

Çakra Yağları Nedir, Nelerdir?

Bir bitkinin morfolojik yapısı ile insanların ve hayvanların enerji düzeyi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Bitkilerden elde edilmiş kaliteli doğal yağlar insanın çakralarına etki ederek yaşamını desteklerler. Esansiyel yağlarımıza göz atmak için bu yazıya tıklayabilirsiniz.

Çakra çeşitleri hakkında detaylı bilgi için ise ilgili blog yazımız buradadır.

Muladhara Kök Çakra İçin Yağlar

Bitkilerin besinlerini çektiği köklerinden sağlanan Vetiver, Zencefil, Melekotu olmak üzere Mür, Paçuli, Sedir gibi doğal yağlardır. Kendini gerçekleştirmeyi destekler.

Svadhisthana Sakral Çakra İçin Yağlar

En çok bitkilerin oluşum başlangıcı tohumlarından elde edilen yağlardır, Kakule, Kişniş, Rezene, Ardıç, Muskat, Portakal, Ylang ylang gibi afrodizyak nitelikli uçucu yağlardır. Yaratıcılılık, üreme, neşe ve coşku gibi temel duygusal bilincimizi düzenler.

Manipura Solar Pleksus Çakra İçin Yağlar

Yoğunluklu olarak meyvelerden elde edilen yağlardır;  Bergamot, Limon, Ardıç, Greyfurt, Nane, Biberiye gibi özgüven sağlar ve negatif duygulara karşı güçlendirirler. Korkulardan arınmaya ve bireysel gücümüzü kendimize gösterirler.

Anahata Kalp Çakra İçin Yağlar 

Genellikle bitkilerin çiçeklerinden elde edilirler, Gül, Yasemin, Lavanta, Itır, Melissa, Palmarosa, Bergamot gibi yağlardır. Koşulsuz sevgi, merhamet ve bereketi paylaşabilme potansiyelimizi artırmayı destekler.

Vişuddha Boğaz Çakra İçin Yağlar

Bitkilerin gövde kısımları en etkili boğaz çakra elemanlarıdır, farklı çiçek kısımları da kullanılabilir; Nane, Adaçayı, Okaliptus, Tea tree, Papatya, Itır gibi yatıştırıcı etkilidirler.

Ajna Üçüncü Göz Çakra İçin Yağlar

Genelde bitkilerin odunsu bölümünden elde edilen Sedir, Sandal, Palo Santo, Gül Ağacı veya Adaçayı, Biberiye, Lavanta gibi bitkilerden elde edilen, algılamayı yükselten ve üst bilincimizle bağlantı kurmaya yardımcı olan yağlardır. Bilge olabilmeye ve görünenin ardındaki asıl hakikati hissetmeye yardımcı olur.

Sahassara Taç Çakra İçin Yağlar

Başta bitkilerin reçinesinden elde edilen Akgünlük, Elemi, Mür veya Sedir, Lavanta, Sandal gibi ruh, zihin, beden dengesini kuran doğal yağlardır. Ruhsal aydınlamamız için gereken farkındalığa girmemize yardımcı olur.

  • Kök çakra, 1. Çakra, Muladhara Çakra |  Ardıç, sedir, karanfil
  • Pelvis çakra, 2. Çakra, Svandisthana Çakra | Sandal ağacı, ylang ylang
  • Karın çakra, 3. Çakra, Manipura Çakra  | Lavanta, biberiye, bergamot
  • Kalp çakra, 4. Çakra, Anahata Çakra  | Gül
  • Boğaz çakra, 5.çakra, Vişuddha Çakra  | Adaçayı, okaliptüs
  • Alın çakra, 6. Çakra, 3. Göz, Ajna Çakra | Nane, Yasemin
  • Taç çakra, 7. Çakra, Tepe çakra, Sahasrara Çakra  | Günlük otu, lotus,
  • Aura:  Vetiver
© Lottie Davies / Lonely Planet

Fas Gül Festivali

Efsaneye göre gül, kokusuyla ilk önce Afrodit’in aşık olduğu ölümlü olarak bilinen Adonis’in kanından çıkmıştı. Bugünlerde ise dünyanın çeşitli bölgelerinde hasadı coşkuyla kutlanan hoş kokulu bir çiçek, etkinliklerden biri ise, Fas Gül Festivali.

Her yıl Fas’ta Dadés Vadisi’ndeki El Kelaâ M’Gouna bölgesinde düzenlenen Gül Festivali, sezonun gül hasadını kutlar. Festivalin amacı, gül çiftçilerinin yılın mahsullerini kutlamaları ve doğanın güzelliği için şükretmeleridir. 

Güller Vadisi olarak bilinen hava, buraya özgü Centifolia gülü ile hoş bir koku yayar. Fas gül endüstrisinin yoğunlaştığı bölgede, pembe çiçekli parfümler, güzellik ürünleri ve yemek malzemeleri için gül yağlarına başvurulur. Dünyanın en büyük gül fabrikası da buradadır.

Bu festivale özgü olarak sokaklar gül kokusuyla dolar, parlak renkli kadifemsi çiçeklerle süslenmiş geleneksel kıyafetli Faslı kadınlar ve gül çelenk giyen çocuklar kokuların arasından geçerler. Çiçek süslemeli şamandıralar ve deve gezintileri de yapılabilecek etkinlikler arasındadır.

Festivalin tarihi hasada bağlı olduğu için, kesin tarihler yıldan yıla değişir, ancak genellikle Mayıs ayının ilk iki haftasıdır. Ana etkinlikler Cumartesi günü başlar ve şenlikler Pazar gününe kadar devam eder. Hasat bayramla sona erer. İlk ziyaretçiler, fabrikalara kamyonla götürülen tonlarca gül yaprağının alışılmadık bir yeriyle ödüllendirilir. 

Siz de bu meşhur güllerden damıtılmış ve Kalp Çakra destekleyicisi saf Fas Gül Yağını deneyimlemek ister misiniz?

Şekillendirilmiş fotoğrafların orijinali © Lottie Davies / Lonely Planet

Çakra Arındırma ve Dengeleme Yöntemleri

Çakra arındırma ve dengeleme yöntemleri, çakraları temizlemek ve çalıştırmak için gerekir. Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabından bu yöntemleri sizin için derledik. Çakraları temizlemek ve çalıştırmak için bu kitapta ses titreşimi, mudra, bandha, asana, pranayama, konsantrasyon ve meditasyonlara yer verilmiştir. Çakra merkezlerini açmak ve dengelemek için bu yöntemlerden yapınıza en uygun olanları ya da dilerseniz tümünü deneyebilirsiniz.

Ses Titreşim Yöntemi

Her çakra merkezi, belli bir ses titreşimi ile bağlantılıdır. Ses titreşimi sayesinde kişinin içsel gücü ve bilgisi serbest kalır. Ses titreşimi bilinçaltını arındırır ve yeniden yapılandırır. Uygulayan kişiye şifa ve huzur vererek, bilincin yükselmesine yardımcı olur.

Mudra Yöntemi

”Mudra”, ellerin duruşu veya bir sembol olarak tanımlanabilir. Mudralar bedende bulunan potansiyel enerjiyi uyandırarak bizleri kozmik enerjiye ulaştıracak özel bir kilit oluşturur.
Ellerin ve parmakların farklı noktaları, bedenin ve beynin belli bir bölgesinin karşılığı olan bir enerji noktasına sahiptir. Yani eller bedeni yansıtan bir ayna gibidir. Mudra yöntemleri arasında; bedensel duruşlar, nefes, el ve göz pozisyonları vardır. Parmaklarınızı açma, bükme, çaprazlama, dokunma yoluyla bedeninizi ve zihninizi etkin bir şekilde uyarabilirsiniz. Ayrıca mudralar, meditasyon için ideal bir ön çalışmadır.

Asana Uygulamaları

Sanskritçe olan asana sözcüğü, ‘duruş’ anlamına gelmektedir. Asana uygulamaları vücuttaki enerji kanallarını ve çakra merkezlerini aktifleştirip çalıştırmaktadır. Bunlar, kişinin farkındalığını arttırtmakta ve böylelikle; bedenin, zihnin, ruhun keşfedilmesi sağlanmaktadır. Asanalar hem zihin hem de kemikler, kaslar, eklemler, sinir, sindirim, dolaşım ve boşaltım sistemleri için yararlıdır. Duruşları dengeleyen, zihni de uyum ve huzur haline ulaştıran çalışmalardır. Duruşların uygulanması fiziksel dayanıklılık sağlayarak enerjiyi bedenin her noktasına yönlendirir. Asanalar, beden ile zihni birleştirir.

Beden ve zihinde blokajlar, gerilimler ve düğümler bulunmaktadır. Her zihinsel düğüme bir bedensel düğüm, her bedensel düğüme bir zihinsel düğüm denk gelmektedir. Asana çalışmalarının bir diğer amacı da bu düğümlerden kurtulmaktır. Duruşlar, bedensel boyutta yapılarak zihinsel gerilimler giderilir. Bedensel ve zihinsel gerilimlerin kaldırılması bedenimizdeki sıkışmış enerjinin rahat dolaşmasını sağlar. Bu da, bedeni aktif ve güçlü, zihni ise uyumlu, yaratıcı, neşeli ve dengeli kılar. Asanaların sürekli uygulanışı bedeni daha sağlıklı hale getirir.

Asana uygulamalarının nihai amacı ise bireyin bir pozisyonda uzun süre, rahat bir şekilde oturma yeteneğini geliştirmektir. Bu da, ileride göreceğimiz meditasyon uygulamaları için oldukça önemlidir.

Pranayama / Nefes

Sanskritçe ‘yaşam gücü’ olan prana, görünmez temel yaşamsal bir enerjidir. Prana devamlı hareket halinde olan kozmik bir güçtür. Soluduğumuz havada, yediğimiz yiyeceklerde, içtiğimiz suda ve güneş ışınlarında sonsuz miktarda bulunmaktadır. Vücudumuzun yaşamsal fonksiyonları bu yaşam enerjisine bağlıdır.

Pranayama, öncelikle nefesin farkına varılması, nefes alıp verişin ve nefes tutma işlemlerinin kontrol altına alınmasıyla evrensel yaşam enerjisini bedende depolamak ve tüm bedene eşit olarak dağıtmaktır. Pranayama ile sadece nefesi değil, solunum sisteminin arkasındaki daha ince enerjisel bir sistemi kontrol ederiz. Pranayama uygulamaları sırasında solunum sistemi güçlenir, sinir sistemi sakinleşir, zihin sabitleşir ve enerji tüm bedene eşit olarak dağıtılarak kişi daha sağlıklı hale gelir.

Konsantrasyon

Konsantrasyon, her şeyi başarmanın anahtarıdır. Akıl, kendi iç dünyasından kopmuş ve dış dünyadaki nesneler ile düşünmeye alışmıştır. Çakra temizleme ve dengeleme yöntemlerini uygularken doğru konsantrasyon çok önemlidir. Bu yüzden aklı dış nesnelerden iç merkeze yavaş yavaş çekmeye çalışmalıyız. Bunu da dışsal veya içsel bir obje aracılığıyla gerçekleştirebiliriz. Konsantrasyon objesi bir simge, mum, doğanın kendisi veya toprak, su, ateş, hava gibi elementler olabilir. Konsantrasyon, objesine bakış ile zihinde canlandırma yeteneği geliştirir. Mekanik uygulama yeterli değildir. Yapılan şeye içten ilgi göstermek gerekir. Odaklanmak için sadece ve sadece tek bir şey gereklidir: Yoğun istek. Konsantrasyon uygulaması kişiyi zamanla meditasyona götürecektir.

Yantra Konsantrasyonu

Yantra, odaklanma ve derinleşmeyi arttıran simgesel resimlerdir. En çok görülen desenler daire, kenetlenmiş üçgenler, yıldız, hilal ve karedir. Daire evrendir; üçgen ateşi, hilal suyu, kare ise toprağı sembolize eder. Yantra konsantrasyonu dışsal bir konsantrasyondur, amacı aklın tek bir şey üzerine yoğunlaşmasını sağlamaktır.

Devamı için kitabı edinebilirsiniz.

Kapak görseli, Craig Larsen’dan alınmıştır.

Dolunay Niyeti

Ay, astrolojide duyguları sembolize eder, dolunay ise nirvanadır. Ay gibi ruhlarımızın da gelgitleri vardır. Sürekli değişkendir. Ay yaratıcı ve dişidir. Tıpkı bir anne gibi Besleyici, koruyucu ve büyütücüdür. Ay bir ayna gibi bize kendimizi gösterir. Dolunay zamanları tıpkı bir hasat toplama mevsimi gibidir. Yaptıklarımızın sonuçlarını alabiliriz. Ürün toplama gibi düşünülebilir. Tamamlanmadır ve spritüel farkındalık gelişir.

Dolunaylar duyguların en üst düzeyde olduğu zamanlardır. Aynı zamanda yaratıcılık artar. Ortaya bir ürün çıkarabileceğimiz zamanlardır. Birileri ile birlikte hareket edebilme enerjisi yüklüdür.

  • Dolunay zamanları yapmamanız gerekenler:
  • Kimse ile zıtlaşmayın.
  • Fikir ayrılıklarından kaçının.
  • Tartışmaları biraz erteleyin.
  • Yeni bir işe başlamak için dolunay zamanın geçmesini bekleyin.
  • Tamamlamanız gereken her şey için zaman ayırın.
  • Sevgi alışverişinde bulanabilirsiniz.

Serafim Blueprint enerjilerini etkinleştirme zamanı dolunay niyet edebilir ve küçük bir meditasyon yapabilirsiniz.

Serafim Blueprint 3. Basamak uyumlamasını alanlar (arka plan veya meditasyon); (…)  niyet, dilek, istek uyumlamaları biraz ara vererek bir biri ardına söyle, (…) niyet dilek istek uyumlamasını etkinleştirin

Serafim Blueprint 4-5-6 Basamak (Güneş sistemi uyumlamasını 17 dakika kadar odaklan); Bir gezegene veya hepsini arka arkaya birer dakika ara ile isimlerini söyleyebilirsiniz.

Kuşlar Neden Kaçarlar?

*

Krishnamurti, Bunları Düşün isimli kitabında ”Yanlarına yaklaştığımda kuşlar neden uçup gidiyor?” sorusuna aşağıdaki yanıtı vermiştir.

*

Yanlarına yaklaştığınızda kuşlar uçup gitmeselerdi ne kadar hoş olurdu onlara dokunabilseydik belki arkadaş olsaydık çok güzel olurdu. Fakat biliyorsunuz biz insanların bazıları çok acımasız kuşları zarar veriyorlar, kafeslere kapatıp, ötmesi yerine konuşturmaya çalıştırıyorlar, doğalarına uygun olmayacak şekilde onlara eziyet ediyorlar.  Tabi ki bunları kuşlara yaparsak onlarda bizden korkup kaçıyorlar.

Belki kuşları gördüğünüzde sessizce durup onların size yaklaşmasını bekleyebilirsiniz. Ve onların güzelliğini inceler onları uzaktan sevebilirsiniz. Bunun için içinizde sabır, sevgi ve hiç korku taşımamanız gerekiyor. Çünkü aslında kuşlar sizin içinizdeki korkuyu hissedip kaçarlar.

Belki en kısa zamanda bir parkta veya bahçede ağacın altında sessizce oturup kuşların sizin varlığınıza alışmasına izin verebilirsiniz. Bir süre sonra kuşların yanı sıra etrafınızdaki ağaçların, çimenlerin ve rüzgarın teninize dokunuşunu, güneş ışığının da nasıl hayat dolu olduğunu fark edeceksiniz. Bunları  her birinin farklılıklarını özelliklerini görmek ve hissetmek için içinizde gerçekten bir dinginlik olmalıdır.

Bu hikayeyi ilişkiler ile de bağdaştırmak mümkündür. Aynı şekilde yanımızdaki kişiye hiç korku taşımadan sevgi ve sabır ile onun varlığını olduğu şekliyle kabul ettiğimizde bizi bırakmıyorlar. 

İlgili eğitimimiz olan Aşk, İlişki ve Sevgi Semineri‘ne katılım için tıklayınız.

Enerjisel Mekan Temizliği

Evrendeki tüm maddeler enerjilerden meydana gelmektedir. Dolayısıyla bir ortamda daha önce bulunmuş tüm canlı ve cansız varlıkların enerjileri o mekanda birikir. Bu birikim pozitif olabileceği gibi negatif enerjiler de barındırmaktadır. Olumsuzluklardan arınmak için enerjisel mekan temizliği yapabilir ve ortamdaki enerjiyi nötrleyebilirsiniz. Kadim geleneklerde ve şamanlar bulundukları mekânları temizlemeye oldukça özen göstermişlerdir. Yeni bir eve taşındığınızda, farklı bir ofise geçtiğinizde, tatile gittiğinizde bu temizliğin faydasını oldukça görürsünüz. Gerekli durumlarda uzun süredir kullandığınız mekanlar için de bu teknikten yararlanabilirsiniz.

Enerjisel Mekan Temizliği Ne Zaman Gereklidir?

Eğer bulunduğunuz ortamda göğsünüz sıkışıyorsa, kendinizi rahatsız hissediyorsanız, bunun sebebi büyük ihtimalle ortamdaki negatif enerjilerdir. Özellikle de uyku bozukluklarının bu durumla yakından ilgisi bulunmaktadır. Hastalandığınızda iyileşmeniz daha uzun sürüyorsa, belli başlı noktalarda içinizi huzursuzluk kaplıyorsa yine bu durum enerjiyle yakından ilgilidir. Bu tip deneyimler yaşadığınızda enerjisel mekan temizliği negatif hissetmenize sebep olan etmenleri ortadan kaldıracaktır.

Hayatınızda önemli bir karar aldığınızda ve yeni bir başlangıç yapmaya hazırlandığınızda da bu ritüelin olumlu etkilerinden faydalanabilirsiniz. Örneğin çocuk sahibi olmayı planlıyorsanız, yeni bir evcil hayvan sahiplenecekseniz ya da bir iş kuruyorsanız eskinin enerjisinden kurtulmanız önemlidir. Böylece ortamda yeninin ve yeniliğin enerjisi için alan açmış olursunuz. Büyük bir kayıp yaşamışsanız, değer verdiğiniz bir ilişkiniz bitmişse de bu temizlikle olumsuzluklardan arınabilirsiniz.

Mekanda Enerji Temizliği Nasıl Yapılır?

Herhangi bir zamanda ve yerde enerjisel mekan temizliği yapmaya, her ritüelde olduğu gibi mutlaka niyet ederek başlayın. Kokulu bitkilerden, tütsüden, kristallerden, seslerden ve tuzdan yararlanın. Ayrıca ortamın fiziksel olarak da temiz ve derli toplu olmasına özen gösterin. Bu konu hakkında detaylı bilgiye ve uygulamaya erişmek için sitemizdeki Eğitimler kısmından Enerjisel Mekan Temizliği uygulamasını edinebilirsiniz. Unutmayın ki fiziksel dağınıklık negatif enerjiyi çekmekte birebirdir. Kaotik enerjiyi ortadan kaldırmayı bir alışkanlık haline getirmek, içinde bulunduğunuz alanı daha parlak, hafif ve yaratıcı bir şekil almasını sağlayacaktır.

Geçmiş İlişkilerinizdeki Benzerlikler


“Geçmiş ilişkilerimi gözden geçirdim. Benimle birlikte olan erkekler bir seçim yapmak zorunda kalıyorlar ve hep diğer kadını seçiyorlar. Neden seçilen kadın ben olamıyorum? Farklı ve iyi olacak diye başladığım ilişkilerin sonu hep hüsran mı olacak?” diyordu danışanım.


Aura alanına sorularımı göndermeye başlayınca gözlerimin önünde küçük bir evin bahçesi belirdi. Minik bir kız merdivende oturuyor, karşısında tahminimce annesi var, eşini bekliyor. Baba sürekli ev dışında ve anne hep onun yolunu gözlüyor. Muhtemeldir ki başka kadınlarla ilişkisi var. Anne hiç mutlu değil.


Araya girip danışana sordum: “Erkekler dışarıdadır, onlar her şeyi yapar” gibi bir düşüncen var mı?” “Evet” diyor danışan, “Hep erkeklerin daha özgür olduğunu düşünürüm.” Küçük kız annesi gibi olmamaya orada karar vermişti işte. Erkeklere karşı sessiz kalmayacak ve hükmeden taraf olacaktı. Zaten ilişkilerinde hükmeden tarafın kendisi olup olmadığını sorduğumda danışan da doğruladı.


Bunun altında yatan, kaybetme duygusudur. Soyunu devam ettirmeyeceği fikri, kadında kaybetme korkusu yaratır. Bu kayıp acısını yaşamamak için kadın iki çeşit davranış geliştiriyor.


1- Erkeğe bağımlı olma davranışı geliştirir. Nasıl bir şeydir bu ‘erkeğe bağımlı olmak’? Onun her isteğini yapmak, gereken yerde bile hayır dememek. Kendi istediklerini sürekli ertelemek, bunları dile getiremediği için sitem etmek ve küsmek. Bolca taviz vermek. Sürekli erkeği kontrol etmek, kıskançlık yapmak… Yeter ki erkek onu bırakıp gitmesin.


2- Hükmeden taraf olarak, güçlü görünme davranışı geliştirir. Egosu yüksektir, acı çekmemek için kendini soğuk bir kozanın içine hapsetmiştir. Duygularının farkında bile değildir.


Belirtmeme gerek var mı bilmiyorum, iki davranış tarzı da ilişkilerde sağlıklı değil. Ne hükmeden taraf olacaksınız, ne karşıdaki kişiye bağımlılık geliştireceksiniz. Onun duygularını anlamaya çalışarak, taviz vermeden, saldırmadan, kırmadan, kırılmadan, suçlayacak veya suçlanacak durum oluşturmadan, özgürlük içinde değerli olduğunuzu hissedin, hissettirin. Unutmamak gerekir ki, evrenin bir yasası var: Ne verirsen onu alırsın. Sevgi verdiğimizde sevgi.

Bu metin, Meral Bakır’ın Işığını Keşfet isimli kitabından alıntılanmıştır.

ALIN ÇAKRA (AJNA ÇAKRA)

Ajna Alın Çakra Nedir?

Üçüncü göz olarak da bilinen bu çakra hafıza merkezidir. Alın çakra bu hayatta ve önceki hayatlarımızda yaşadığımız kayıtların tümünün saklandığı merkezdir. Öğrenme alın çakra merkezi aracılığı ile gerçekleşir.

Rengi indigodur.

Bu çakra bloke olduğunda, kişiler sezgi gücünü kullanmaz. Disiplin ve başarıdan korkar. Pek çok durumda karışıklığın içinden çıkamaz ve bocalar. İşitme, burun ve sinüs ile ilgili sorunlar, göz, baş ağrıları, tümör, beyin kanaması, migren gibi fiziksel rahatsızlıklar ve konsantrasyon eksikliği, zihin yorgunluğu, karışıklığı, öğrenmede zorluk ve öğrenme bozuklukları, unutkanlık, adet düzensizlikleri görülebilir. 

Alın çakra arındırma ve çalıştırmak için “Aum” sesi ile çalışmak, spiritüel çalışmalar, meditasyon dua ve inzivalar yapmak etkili olabilir. İndigo renk giysiler giymek ve yumurta, ıspanak, kuruyemişler, süt ürünleri, yulaf, balık gibi hafızayı güçlendiren besinler yardımcı olabilir. Çok daha detaylı çalışmaları Meral Bakır’ın Çakra Arındırma ve Çalıştırma Yöntemleri kitabında bulabilirsiniz.

Güncel Sanatta Kristaller

Güncel sanatta kristaller ve doğal enerjinin önemi yadsınamaz. Günümüzde başkalaşım sürecini sunan güncel sanat, sıradan olan, varsayılan veya sıradanlaşan her şeyin anlamını bükebilme potansiyeline sahiptir. Anlam, sanat kapsamında yapısı belirgin olmayan bir öz olarak algılanabilir. Bu özler, hızla geçen modern zamanın gündelik yaşamında onlara atfedilene kıyasla çoğul veya ana özgü anlamlar içerebilme potansiyeline sahip olduğundan sanat için sonsuz bir kaynak oluşturur. 

Taş, her zaman düşünce dünyasının bir sorusu olmuştur. Elbette bu sebeple güncel sanatın da radarı içindedir. Taş, birçok şey olabilir. Bu yazı doğal taşlar dediğimiz bir gruba odaklanmaktadır. Aslında taş, doğaldır. Doğal sıfatı, onu işlenmemiş (işler-on work) haline rağmen sanki bir ‘yapma-etme’ (work) halinden çıkmış gibi güzel bulduğumuz için eklenmiş olabilir. Çünkü güzellik, belli bir idealliği de içerir ve insanlar nedense bu idealliği bir ‘yapıt’ olarak algılayabilirler. Çünkü ideal olan ve güzel olan çoğu zaman uzağımızdadır, dolayısıyla bir şekil ve forma sahipse, aradaki mesafeler onu görünür kılar. Yapılmayan şeyler, yani işler-olmayan-eserler karşısında bir şaşkınlık oluşur. ‘Doğal taş’, insanlık olarak kısmen (veya resmen) kaybettiğimiz tarafımız olan şamanik ruhumuzla iletişim için bir geçiş nesnesi anlamını da taşır. 

Abramovic ve Dev Kuvars

Geçtiğimiz kış ilk defa Türkiye’ye de gelen ve Sakıp Sabancı Müzesi’nde retrospektif sergisi gerçekleşen Marina Abramovic, bildiğimiz doğal taşların içindeki bir grup olan kuvarsların bu güzelliğini bir röportajında şöyle ifade ediyor, ‘Bu taşlar da bitkiler veya diğer cisimler gibi atom demetleridir, atomları mükemmel bir uyum içinde kabul edilen dalgalar halinde titreşirler. Doğal taşlar, zamanın etkisiyle katı hale dönüşen bir takım sıvılardan oluşurlar, kayalaşmaya başladıklarında temas halinde oldukları cevherin atomik yapısını kopyalarlar.’ Abramovic, doğal taşları ‘bilgisayarlar’ olarak da adlandırır. Çünkü onlar uzun zamandır yer altının paha biçilemez orandaki bilgisini taşırlar. ‘Kristal Sinema’ isimli serisinde kilolarca ağırlıktaki saf kristalleri izlersiniz. Onlar ‘her şey’i izlemek gibidir. İzlemek yerine başınızı yaslayıp o enerjiyi içinize çekebilirsiniz. ‘Kalkış Ayakkabıları’nda, içinde ayak için bir boşluk sağlanmış kocaman ametistleri giyersiniz. Elbette görünürde artık adım atmak imkansızdır, o taşları kaldıramazsınız. Ancak titreşimleriyle bir yolculuğa çıkabilirsiniz. ‘İletişimci’ heykellerinde aklın bir aracısı olarak ‘baş’lardan çıkan kuvarslar dikkat çekmektedir. Tanıma ve ifadeleri yansıtan ‘yüzün’ tefekkürlü hali bu başlarda kalmamıştır; taşlar görmenin ve gözlerin yerine geçmiştir. Bunlar aynı zamanda ‘geçici nesnelerdir’, geçmek ise başka bir faza geçmektir, yitmek değil. 

Marina Abramoviç Enstalasyonu

Marina Abramovic, The Communicator (İletişimci)

Bahsedebileceğimiz başka bir sanatçı olarak Olafur Eliasson, işlerinde mekansallık ve kutsalı işlemesiyle ön plana çıkan eserlere imza atmıştır. Terrakota ve dolayısıyla taşlardan da ilham aldığı görülebilir, aynı zamanda ışık ve mekan ilişkisine de değinir. Doğal taşlar da kendi parlaklıklarını ve renklerini içerirler, ışığı bükebilen dokulara sahiptirler. Kristalize yapıların yansıttığı renkler Eliasson’ın işlerinde izlenebilir. 

Olafur Eliasson, Kristal Nebula

Olafur Eliasson, Your Aurora Borealis
Olafur Eliasson, Riverbed Enstalasyonu

Son olarak İstanbul, Pera Müzesi’nin düzenlemiş olduğu ve 6 Mart’a kadar sürecek ‘Kristalin Berraklığı’ isimli sergi, kristali bir metafor olarak kullanan işlerden bir seçki sunuyor.

‘…Sergi, sembolik kullanımların ötesine geçiyor. Sanatsal, küratöryel ve kurumsal çalışmaların üretim, sergileme ve geri dönüşüm süreçlerindeki çok çeşitli ilişkilerle sınırlı bir ekosistem yaratmayı hedefliyor.’ Serginin bu açıklama kısmının devamında ise şu eleştiriye işaret ediyor; ‘Her şey—ve herkes—şeffaf, örtüsüz ve ifşa edilmiş durumdadır. Ne var ki şeffaflığın karanlık bir tarafı da vardır ve biz farkına bile varmadan matlığa dönüşebilir.’

Kristal Berraklığı Sergisinden…